Sulusaray Belediyesi'nden Şahsüleyman Mahallesi'nde Gönül Sofrası

12.03.2026
İftar Programı

SULUSARAY TARİHİ

Kasabamızın en az 4000 yıl öncesine kadar uzanan tarihi bulunmaktadır, Yerleşme tarihi Etiler’e kadar uzanan Kasabamız Hititler, Medler, Frigler, Asurlular, Persler, Keltler, Kapadokya Krallığı, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı uygarlıklarından izler taşımaktadır.

Kasabamızın batısında bulunan güvercinlik mevkiinde kayalara oyma mağaralar, kuzeyinde aşağı öz-karaca viran (kasaba halkı dilinde Karacaören) mevkiinde “ Halime’nin damları “ isimli mağaralar, kuzeybatısında bulunan peribacaları ve kuzey doğusunda bulunan elde yığma olduğu iddia edilen Çec tepesi de bu bilgileri belgelemektedir. güvercinlik mevkiindeki kayadan oyma evlerde Kapadokya tekfurunun ileri uç birlikleri yaşamış, Çeç tepesi ise Bizans medeniyetinin bir dönem yeraltı zenginliklerini taşımıştır.

Kasabamız Anadolu’ya açılan kapı olarak bilinen Kapadokya’nın tam ortasındadır ve eskiden ticaret yolu olarak kullanılan ipek yolu (Kasaba halkı diliyle uluyol) kasabamızdan geçmektedir.

Eskiden ticaret yolu olarak kullanılan ipek yolu, Kasaba halkı tarafından ulu yol diye bilinen mevki cappadocia tekfurunun iki saray arasında kullandığı yol güzergâhıdır. İpek yolunu Gülşehir’den Avanos’a bağlayan ticaret yolunun sulusaray kısmı, ipek yolunun bir kesitidir. M.Ö. 500. yıllarda Hititler döneminde Abusağı kasabasında keten, Gülşehir’de bezir, Sulusaray’da alçı ve kükürt ihraç edilirdi. Kızılırmak üzerinde doğu’ya açılan ticaret merkezleri ve limanlar vardı bunlardan biriside Sulusaray’daki limandır. Bu liman kasabamızın Kızılırmak kenarındaki alçılık (kasaba diliyle Alçılığın altı) mevkiinde kurulmuştur. Bu limandan çeşitli bölgelere alçı ihraç edilirdi, bu bölge ismini de buradan almaktadır. Kasaba halkı tarafından kükürtlük diye bilinen bölgeden ise kükürt ihraç edilirdi.

Kasabanın kuzeydoğusunda bulunan kabak köy aslında cappadocia kelimesinin galatlı ifadesidir. Zira bu mevkide kabak üretimi olmadığı herkesin malumudur. Hattı zatında bu mevkide en iyi yetişen ürün havuçtur. Kabak köy mevkiindeki kaynak su kekre su, eski medeniyetlerin bize emanet ettiği bir pınardır. Bu su o zamanın künk şebekesi ile getirilmiştir. Kabak köy mevkiinin doğusunda bulunan ağca dam, günümüzde küçükbaş hayvan ağılı olarak kullanılsa da geçmişte bir uygarlık bu mağaralarda yaşamıştır.

Kasabanın kuzeyindeki karaca ören mevkiinin ismi, karacaviran kelimesinden gelmiştir. Oradaki Halime’nin damları kasaba halkı bir donem titanik mağarası olarak kullansa da geçmişte bir kavim orada yaşamıştır. Fatma ana (halk diliyle Fadime ana) çeşmesi yakınlarındaki hece taşları, bu kavmin Müslüman olduklarının işaretleridir.

Afganistan steplerinden göçebe olarak gelen Türkmen boyları (Anadolu’yu islam’a açan fetihler amacıyla) zor şartların insanları olarak oyma kayalar ve pırıl pırıl akan su kaynaklarını görünce “işte su, işte saray” diyerek bu bölgeyi kendilerine yurt olarak seçmişler ve kasabanın ismi Sulusaray olarak kalmıştır. Su hayat, saray da medeniyettir. Kasabanın ilk ismi de budur.

Sulusaray’ın geçmişi ve tarihi dokusu Nevşehir’den ziyade Gülşehir ve Avanos ile ilgilidir. Gülşehir üzerinden Hacıbektaş’a (suluca kara höyük’e) yerleşen Hacı Bektaşi Veli Avanos üzerinden gelerek Sulusaray’dan geçmiştir. Ağca dam ile Halime’nin damları birbiri ile bağlantılıdır. Tarihi M.Ö. 1000 yıllarına dayanan komşu kasaba çat ile de yakın ilgisi olan Sulusaray kasabası bilinmeyen Cappadocia’nin asıl merkezidir.

COĞRAFİ YAPISI

6.024.000 m² yüzölçümü olan kasaba arazisi engebelidir. Yaklaşık %40 ekilebilir alanı teşkil etmektedir. Eski yerleşim yerleri tüf kayalara oyularak yerleşmiş olan kasabamız son yıllarda gelişmiş kuzey-batı, güney-batı ve batı yönünde yayılmıştır. Bitki örtüsü Anadolu’nun tipik yapısına uymaktadır. Kasabamız karasal iklimin etkisi altındadır. Yazlar kurak ve sıcak, Kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Kasabamızda yeşillik olarak selvi, kavak ve söğüt ağaçlarını dere boyunca yoğun halde görmek mümkündür. Arazinin büyük kısmında ise kayısı, ceviz ağaçları ve üzüm bağları bulunduğu için özellikle ilkbahar mevsiminde yeşil bir kuşak oluşturmaktadır.

NÜFUSU

Kasabamız 1967 yılında köylükten çıkarak Belde - Kasaba olmuştur. 2000 yılı nüfus sayımına göre kasabamızda 2.275 kişi yaşamaktadır. Ancak buna ilave olarak nüfusunun %65’i yurt dışında ikametgâh etmektedir. Bu ülkeler Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Kanada olarak sıralanmaktadır.